Mesleğin İçinden

Kurtarma Kazılarında Harita Mühendisinin Rolü

Kurtarma Kazılarında Harita Mühendisinin Rolü

Giriş

Anadolu coğrafyası, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış kadim bir kültürel mirasa sahiptir. Bu medeniyetlerin izlerini gün yüzüne çıkarma çalışmaları kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. Arkeolojik kazı süreçlerinde; kazı öncesi planlama aşamasından kare-plan sondaj çalışmalarına, kazı esnasındaki buluntulardan kazı sonundaki mimari kalıntılara kadar tüm unsurların belgelenmesi, arkeolojik yorumlama açısından hayati önem taşımaktadır. Bu çalışmada; genellikle parsel veya proje sınırı bazında, farklı dönemlerde gerçekleştirilen kurtarma kazılarındaki mimari belgeleme süreçleri ele alınmıştır. Yatay ve düşey ölçümlerin doğru yapılmasının, farklı zamanlarda üretilen belgelerin harita mühendisliği teknikleriyle kenarlaştırılarak bir bütün hâline  getirilmesinin kültürel mirasın geleceğe aktarılması ve yorumlanmasındaki önemi vurgulanmaktadır.

Kurtarma Kazılarının Mevcut Durumu ve Belgeleme Sorunları

 Mevzuat gereğince, 2. ve 3. derece arkeolojik sit alanlarında ya da sit alanı dışındaki imar/altyapı uygulamaları sırasında rastlanan  buluntu alanlarında işlem yapılabilmesi için kurtarma kazılarının yapılması zorunludur. Ülkenin dört bir yanında, yılın her döneminde yürütülen bu kazılar, alanın bağlı olduğu müze müdürlüklerince görevlendirilen arkeologlar ve mevzuatın zorunlu kıldığı uzman ekiplerce bilimsel temelde yürütülmektedir. Arkeolojik kazılar doğası gereği çok disiplinli bir yapıya ihtiyaç duyar. Ne var ki, projelerde "uzamsal verinin" yeterince önemsenmemesi ve Harita Mühendisliği disiplininin çalışmalara bir paydaş olarak entegre edilmemesi, üretilen verilerde ciddi bir bilimsel eksiklik yaratmaktadır.

Kurtarma kazılarında iş akışı, homojen dağılımlı sondajların planlanmasıyla başlar, açılan plan-karelerdeki mimari izlerin takibiyle yönlenir ve buluntuların tespiti ile belgelenmesiyle devam eder. Nihai tabakaya ulaşıldığında ise ilgili müze ve koruma bölge kurulu tarafından alan değerlendirilir. Kurul kararı doğrultusunda parsel ya da proje alanı için ya bir koruma planı hazırlanır ya da kalıntılar jeotekstil malzeme ile örtülerek üzeri toprakla kapatılır. Peki, üzeri kapatılan bir kurtarma kazısından geriye ne kalmaktadır? Şüphesiz ki yalnızca belgeleme verileri, çizimler ve raporlar.

Tam bu noktada, ilgili müze ve koruma kurulları mimari belgelemede kot ve koordinat verilerini zorunlu olarak talep etmektedir. Ancak teslim edilen kot ve koordinatların doğruluğu, hangi yöntemle, hangi hassasiyette ve kim tarafından üretildiği denetlenmemektedir. Bununla birlikte, ölçümlerin hangi koordinat sisteminde (örn. TUREF) yapılacağı, yükseklik bilgisinin "ortometrik yükseklik" mi yoksa uydu sistemlerinin doğrudan ürettiği geometrik "elipsoidal yükseklik" mi olacağı tanımlanmamıştır. Bu yasal ve teknik boşluk, uzamsal ölçmelerin yetkin veya yetkili olmayan kişiler tarafından yapılmasına zemin hazırlamaktadır.

Teknolojik Dönüşüm ve Mühendislik Yaklaşımı

Arkeolojik kazı çalışmalarında harita ölçüm uygulamalarının bir bölümü de buluntuların yakından incelenmesi, belgelenmesi, mimarlık tarihi açısından analizi ve restorasyon projelerine altlık oluşturması amacıyla mevcut durumun ölçekli çizimlerle ifade edilmesidir. Doğru haritalama sayesinde kazı alanlarının ulusal koordinat sistemindeki haritalarda yer alması sağlanmakta; böylece uzamsal ve zamansal (4D) analizler yapılabilmektedir (Capra vd., 2002: 93-94).

Günümüzde bu haritalama işlemleri yalnızca geleneksel Total Stationlar ve uydu bazlı GNSS (Global Navigasyon Uydu Sistemleri) ile sınırlı değildir. Sürecin zamana karşı yarışılan "kurtarma kazısı" boyutu düşünüldüğünde; Yersel Lazer Tarama (LiDAR) teknolojileri ve İHA (Drone) Fotogrametrisi kullanılarak kazı alanlarının yüksek çözünürlüklü 3B dijital ikizleri ve ortofotoları çok daha hızlı ve milimetrik doğrulukla üretilebilmektedir (İlçi ve Ozulu, 2016: 3). Ancak hangi teknoloji kullanılırsa kullanılsın, ölçümlere başlamadan önce üç boyutlu (X, Y, Z) koordinatları hassas olarak belirlenmiş nirengi veya poligon ağlarına ihtiyaç duyulmaktadır (Hayakawa ve Tsumura, 2009). Bu altyapıyı kurmak ve yönetmek ise doğrudan Harita Mühendisinin yetkinlik alanıdır.

Yasal Mevzuat ve Standartlaşma İhtiyacı

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 135’inci maddesi, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Kanunu ve bu kanuna dayanan TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası (HKMO) Serbest Mühendislik Müşavirlik Büroları Tescil Yönetmeliği’nin 5. maddesinde, Serbest Harita ve Kadastro Mühendislik Müşavirlik Bürolarının (SHKMMB) yapacağı işler açıkça tanımlanmıştır. İlgili maddenin a, e, g ve i bentleri, bu yazıda bahsi geçen her türlü uzamsal veri üretimi ve haritalama hizmetlerinin mühendislik yetkisi gerektirdiğini yasal olarak ortaya koymaktadır (Resmî Gazete, 11.03.2006 / Sayı: 26105).

Kurtarma kazılarında plan-karelerin zemine aplikasyonundan başlayarak taşınabilir ve taşınamaz kültür varlıklarının üç boyutlu koordinatlarla ölçülmesi, dosya formatları, tabaka (layer) yapıları ve gösterim standartları kesin bir kurala bağlanmalıdır. Bu standartlar geliştirilirken Büyük Ölçekli Harita ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği (BÖHHBÜY) referans alınmalı; Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri ile TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası ortak komisyonlar kurarak çalışmalıdır.

Nitekim bu kurumsal iş birliğinin somut bir ilk adımı olarak önümüzde bir fırsat durmaktadır.  HKMO Ankara Şubesi yürütücülüğünde 10-11 Ekim tarihlerinde Eskişehir’de ikincisi düzenlenecek olan Kültürel Miras Ölçmeleri Çalıştayı bu açıdan önemli bir fırsattır. . Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilgili koruma kurullarının bu çalıştaya aktif katılımı ve katkı sunması, sektörün ihtiyaç duyduğu ortak standartların hayata geçirilmesinde kritik bir rol oynayabilme potansiyelini taşımaktadır.

Sonuç

 Belirlenecek standartlar çerçevesinde üretilecek haritalar, farklı zamanlarda yürütülen komşu parsel kazılarının kusursuz bir şekilde kenarlaşmasını sağlayacaktır. Aynı koordinat sistemi, doğru yükseklik modeli ve standart veri yapısıyla üretilen haritalar, arkeolojik yorumlamanın ve uzamsal analizlerin bütüncül ve bilimsel bir şekilde yapılabilmesine olanak tanır.

Bu amaca ulaşmak için, kurtarma kazılarındaki tüm ölçüm, hesap ve modelleme süreçleri SHKMMB’ler tarafından gerçekleştirilmeli; denetleyici kurumlar (Müzeler ve Kurullar) kazı organizasyonlarından HKMO onaylı Büro Tescil Belgesi ve güncel tescil yenileme belgesi talep etmelidir. Uzamsal veri üretiminin yetkin olmayan ellerden alınarak mühendislik disiplinine teslim edilmesi, kültürel mirasımızın geleceğe hatasız aktarılmasında en büyük katkı sağlayıcı adım olacaktır.

 

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz