Son dönemde gündemde olan ve birçok soru işaretini de beraberinde getiren kıdem tazminatının fona devrilmesi ile ilgili çalışmaları Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden Prof. Dr. Yalçın Karatepe ile konuştuk. Kıdem Tazminatı Nedir? İşçinin işveren tarafından işten çıkarılması ya da kanunda sayılan sebeplerle “haklı olarak” kendi isteği ile işten ayrılması durumunda ödenen tazminattır. Yani işveren kişiyi işten çıkardığı zaman, bazı durumlarda işçi kendisi de zorunlu sebeplerle gönüllü olarak işten ayrılıyorsa veya askere gitme vesaire gibi durumlar da olabilir, bu durumda işveren tarafından ona ödenmesi gereken ekonomik desteği gösterir. Ödenecek miktar işçinin çalıştığı her tam yıl için son aldığı 30 günlük brüt ücret tutarı kadardır. Bu miktar ücret dışında düzenli olarak sağlanan tüm para ve para ile ölçülebilen menfaatler (yol, yemek parası gibi) dikkate alınarak hesaplanır. İşveren açısından işten çıkarmayı maliyetli hale getirdiği için çalışanlar açısından önemli bir iş güvencesi olarak da kabul edilir. Yapılmak İstenen Ne? Hazine ve Maliye Bakanı’nın “Yeni Ekonomi Adımları” adı altında yaptığı bir açıklama ile gündeme getirdiği konulardan bir tanesi de Kıdem Tazminatı Fonu’nun kurulması konusu. Nasıl olacağına ilişkin şimdilik tam detaylarını bilmiyoruz. Geçmişte gündeme gelen taslaklar, öneriler vardı. Oradan hareketle modelin ne olduğu konusunda bir öngörüde bulunabiliyoruz. Yapılan açıklamadan anlaşılan “Kıdem Tazminatı Fonu” adı ile bir fon kurulacak ve bu fon, bireysel emeklilik sistemi ile ilişkilendirilecek. İki ayrı sistemin birbiriyle ilişkilendirilmesi, kıdem tazminatından yararlanmayı uzun bir vadeye bağlamak anlamına gelir. Devletin yüklü miktarda paraya ihtiyacı var, fona ihtiyacı var, bir yerden bunu alıp kullanması gerekiyor. Kafalarındaki modeli hayata geçirebilirlerse, çok kısa sürede Türkiye’de 100 milyar liranın üzerinde bu fona kaynak girişi bekleniyor. Sonuçta 100 milyar lira bir yerde duracak, bu da her yıl ciddi oranlarda artacak. Bu kaynak Hazine’nin yönetiminde olduğu için, büyük olasılıkla Hazine kâğıtlarının finansmanında kullanılacak. Dolayısıyla, temel gerekçelerden bir tanesi bu; Hazine’nin fona erişmesini kolaylaştıracak. Tıpkı işsizlik fonunun yüzde 92’sinin Hazine kâğıtlarında; yüzde 8’inin mevduat hesaplarında olması gibi. Muhtemel sistem çalışanların hak kaybına yol açacaktır. Bunlardan bazılarını söylemek gerekirse: Sosyal güvenlik sistemi gittikçe zayıflatıldı, emekli olma yaşı sürekli ötelendi, emeklilere aylık bağlanma oranları ise kademeli olarak düşürüldü. Geriye işçilerden gasp edilebilinecek tek bir hakları kaldı. İşçiler ise cevaplarını 1 Mayıs Etkinlikleri sırasında ortak bir ses ile verdiler: Kıdem Tazminatıma Dokunma! Kıdem Tazminatı ve Bireysel Emeklilik Arasında Bir Bağ Var mı? Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin, kamu denetiminde olan sosyal güvenlik sisteminin gittikçe zayıfladığını biliyoruz. Emekli olma yaşı öteleniyor, emekli olduğun zaman alacağın emekli aylığının mevcut gelirine oranı kademeli olarak düşürülüyor. Dolayısıyla, gelecek yıllarda da sosyal güvenlik sisteminden böyle ciddi bir biçimde desteğin emeklilere sağlanmayacağı zaten şu anda kurgulanmış durumda. Bu nedenle, sürekli olarak bireylerin emeklilik fonları üzerinden kendi geleceklerine yönelik yatırım yapmaları da tavsiye ediliyor, zorunlu hale getiriliyor, katılım zorunlu hale gelecek gibi bir durum var. Yapılan açıklamadan benim anladığım kadarıyla, kıdem tazminatı fonunda biriken paranın erişim süresinin çok öteleneceği ifade ediliyor. Mesela işten çıktınız 10 yıldan önce kıdem tazminatı fonundan yararlanamıyorsunuz; ama 1 sene sonra yeniden işe girdiniz ne olacak? O 1 seneye denk gelen bir ödeme mi yapılacak, yoksa o yeniden bir yere aktarılacak mı? Bu detayları biz bilmiyoruz. Geriye dönük mü ödeme yapılacak, aradaki 1 sene işsizlik süresi ne olacak belli değil. Burada, biriken fonların bireysel emeklilik fonuna benzer haklara dönüştürülmesi gibi bir şey kastediliyor olabilir. Yoksa buradaki paraları alayım, bir bireysel emeklilik fonuna vereyim, onlar yönetsin gibi bir sonucun çıkacağını tahmin etmiyorum. Hazine’nin yönetiminde olacak; ama yararlanma, tıpkı bireysel emeklilikte olduğu gibi, belli sürelere ve koşullara bağlanmış olacak. Ama bireysel emekliliğe yönelik de bir düzenleme yapılması planlanıyor. Biliyorsunuz, bireysel emeklilik isteğe bağlı; isteyen yaptırıyor, isteyen yaptırmıyor. Ama anladığım kadarıyla, bu zorunlu hale getirilecek; yani bütün çalışanlar için ücretlerinden belli bir miktar prim kesilip Bireysel Emeklilik Fonu’na, fonlarına -hangi fona aktarılacağını belki katılımcının seçmesine izin verecekler- aktarılması gibi bir durum söz konusu olacak diye düşünüyorum. Fonlar Nerelerde Kullanılıyor ve Denetimi Nasıl Yapılacak? Büyük olasılıkla Hazine bünyesindeki bir fon yönetimi nasıl yapılıyorsa bunun da ona benzer şekilde yapılması mümkün olacaktır. Burada harcama sadece işsizlik fonunu esas aldığımız zaman işini kaybedenlere yapılan kıdem tazminatı ödemesi şeklinde olacaktır, bunun dışında bir gideri olamaz bunun. Yani böyle günlük cari harcamaları falan olacak bir yapı değildir burası. Devlet memurlarının yönettiği bir fon olacak büyük olasılıkla. Ama bu fonda biriken paraların yatırıldığı yerler nereler olacak, buradaki getirilere müdahale edilecek mi? Onları bilmiyoruz. Büyük olasılıkla müdahale edilecektir. İşsizlik Fonu’ndan 11 milyar lira geçen sonbaharda, ekonomik krizin çok belirgin hissedildiği bir dönemde kamu bankalarına aktarıldı. Ama aktarıldığı zamanki faiz oranı yüzde 11. O dönemde Hazine kâğıtlarının piyasadaki faiz oranı yüzde 22 civarındaydı. Yani düşük bir getiriyle borç verdi kamu bankalarına. O fonun reel anlamda zarar etmesi anlamına gelir bu. Enflasyon yüzde 20, sen yüzde 11’le kamu bankalarına borç vermişsin. Nominal olarak paranın miktarı artıyor olsa bile reel olarak fon zarar etmiş olacak; çünkü enflasyon kadar bir getiri sağlanmamış olacak. Fonun hak sahipleri kim? Kıdem tazminatına baktığımız zaman, çalışanlar. Çalışanların menfaatini güden bir fon yönetimi durumu söz konusu olmayabilir orada. Dolayısıyla çok arzu edilen bir şey olacağını ben pek düşünmüyorum. Sonuç olarak, çalışanları doğrudan mağdur edecek bir düzenlemenin yapılmasının toplumsal bir fayda sağlamayacağı açıktır.
Henüz yorum yapılmamış.