Mesleğin İçinden

Kadastro Hiç Biter mi? 28–30 Ekim FIG & UNECE WPLA Uluslararası Konferansı

Kadastro Hiç Biter mi? 28–30 Ekim FIG & UNECE WPLA Uluslararası Konferansı

Zaman geçiyor.

2026 yılının ağustos ayının son günlerini yaşıyoruz. Ekim ayının sonunda, İstanbul’da, HKMO ev sahipliğinde önemli bir uluslararası konferans düzenlenecek. Bu yazıyı, biraz bu konferansı anlatmak, biraz da neden böyle bir konferansa hâlâ ihtiyaç duyduğumuzu konuşmak için kaleme aldım.

Konferansın teması “Hukuki Güvenlik, Elektronik Siciller, Yapay Zekâ ve Taşınmaz Değerleme” olarak belirlendi. Etkinliğin İstanbul’da gerçekleştirileceği kesinleştiğinde konferansın tanıtım sözü de: “Güvenlik, Egemenlik ve Sürdürülebilirlik İçin Mülkiyet, Değerleme ve Eğitim Arasında Köprü Kurmak” şeklinde yayınlandı. Kıtaların, kültürlerin ve medeniyetlerin buluştuğu İstanbul’un, konferansın temasına da bir şekilde ışık tuttuğunu düşünüyorum.

Konferansın başlıkları, programı, katılımcıları ve önemli tarihler web sitesinde yer alıyor (Konferans web sitesi). Geçtiğimiz yılın eylül ayından beri de konferansla ilgili çeşitli paylaşımlar yapıyoruz.

Peki neden şimdi? Kadastro bitmedi mi? Elektronik sicile geçilmedi mi?

Teknoloji, takip edilmesi güç bir hızla gelişiyor. Mesleğimiz, sektörümüz, kullandığımız araçlar ve çalışma biçimlerimiz değişiyor. Bugün arazi idaresi alanında çalışan profesyoneller; önceki kuşaklarla kıyaslanamayacak imkânlarla ölçüm yapıyor, hesaplıyor, çiziyor, tespit ediyor, veri üretiyor ve bu verileri birbirleriyle ilişkilendiriyor.

O zaman insanın aklına şu soru geliyor:

Biz hâlâ kadastro mu konuşacağız? Benim cevabım baştan belli: Kadastro hiç bitmez. 

Bu sohbetler dönerken, hayalimde arkada hep aynı şarkı çalıyor: Ezginin Günlüğü’nün 1996 tarihli “Aşk Hiç Biter mi?” şarkısı. Şarkının mesajı ile konumuz aynı: Bazı şeyler bitmiyor, sadece biçim değiştiriyor.

Aklıma hâlâ yüz yıllık kadastro tutanaklarının “edinme sebebi” bölümleri geliyor. Her gördüğümde gülümsediğim eski poligonlar, farklı bölgelerde farklı adlarla anılan sınır işaretleri geliyor. Şarkının nakaratıyla aynı.

Ama mesele sadece geçmişi korumak değil.

Çünkü insan değişiyor.

Gerçek kişiler ve tüzel kişiler doğuyor, ölüyor, miras bırakıyor. İnsanlar taşınmaz alıyor, satıyor, kiralıyor. Taşınmazlar üzerinde geçit hakları, intifa hakları, irtifaklar kuruluyor; ölünceye kadar bakma sözleşmeleri yapılıyor. Yapılar farklılaşıyor. İnsanların taşınmazlarla kurduğu ilişkiler giderek çeşitleniyor ve karmaşıklaşıyor.

Taşınmaz değişiyor.

İstanbul’da ilk tesis kadastrosu yapıldığında var olan kaç parsel bugün hâlâ aynı şekilde duruyor? İmar uygulamaları, ifraz ve tevhit işlemleri, toplulaştırma çalışmaları, kamulaştırmalar, afetler, yeniden yapılaşmalar… Örnekleri çoğaltabiliriz. Taşınmazlar da ilk belgelendirildikleri hâlleriyle kalmıyor.

Doğa da değişiyor.

Umarım bir daha hiç yaşamayız. Ancak 2023 depremlerinden sonra, kaybettiklerimizin yanında, felaketin boyutlarını göstermek için 5 metreyi bulan zemin hareketleri ve fay hatlarındaki kırılmalar ana haber bültenlerinde ilk günlerde dahi yer aldı.

O zaman sözümüz şu olabilir:

Taşınmazlar da her zaman yerinde durmuyor.

İşte arazi idaresinin meselesi tam burada başlıyor.

En basit hâliyle arazi idaresi; kişiler ile taşınmazlar arasındaki ilişkileri belgelemeye, kaydetmeye, yönetmeye ve bu bilgiyi ilgili taraflara sunmayı hedefliyor. Ne tesadüf ki bu tanım da yukarıda bahsettiğim şarkı ile aynı tarihte, konferansın ana paydaşlarından UNECE tarafından ortaya konuyor.

Hangi ilişkilerden bahsediyoruz?

Mülkiyet. Kullanım. Planlama. Değer.

Geleneksel olarak temel beklentimiz şuydu: Tespit et. Kayıt altına al. Bilgiyi sun.

Peki, bu bilgiyi nasıl sunacağız?

Köy muhtarı, belediye ve müdürlüklerde askı ilanına çıkmak gibi, döneminin ihtiyaçlarına son derece uygun yöntemleri geliştiren meslek büyüklerimizle aynı şeyleri mi yapacağız? Ülke nüfusunun yarısından fazlasının e-Devlet kullanıcısı olduğu, neredeyse herkesin cebinde akıllı telefon taşıdığı, verinin saniyeler içinde dünyanın bir ucundan diğer ucuna aktarılabildiği bir dönemde aynı yöntemleri aynı şekilde kullanamayız.

O zaman yeni sorular ortaya çıkıyor:

Veriyi nasıl yöneteceğiz?

Nasıl sunacağız?

Kimlerin erişimine açacağız?

Veri sadece üretim amacıyla mı ve üreten tarafça mı kullanılacak? Yoksa açık veri politikalarıyla, verinin potansiyelinin ortaya çıkmasını mı sağlamak gerek? Kişisel verilerin paylaşımına ilişkin kısıtları nasıl yöneteceğiz? Peki veriler kaybolursa? Geçtiğimiz günlerde uluslararası haber kaynaklarında, Romanya’da yaşanan bir siber saldırı nedeniyle tapu işlemlerinde ciddi aksaklıklar yaşandığına ilişkin haberler yer aldı. Peki aynı şey bizim başımıza da gelirse?

Bu soruların her biri, arazi idaresi sistemlerinin artık sadece “kadastro yapalım, sicili tutalım” yaklaşımının çok ötesine geçtiğini gösteriyor.

Dolayısıyla mesele aslında bitmedi. Ve bence hiçbir zaman bitmeyecek.

Çünkü arazi idaresi, tamamlanıp rafa kaldırılabilecek bir sistem değil. Kadastro ve tapu sicili yaşayan sistemlerdir. İnsanlarla, taşınmazlarla, ekonomiyle, teknolojiyle, hukukla ve doğayla birlikte değişirler.

Bu nedenle arazi idaresi alanında “yapılması gereken her şeyin yapıldığı ve söylenmesi gereken her şeyin söylendiği” bir noktaya henüz gelmedik.

Benim fikrim daha da iddialı: Hiç gelmeyeceğiz.

Gelelim konferansa;

Öncelikle küçük bir ayrımı netleştirelim.

Bu bir FIG Çalışma Haftası veya FIG Kongresi değil.

FIG' in, HKMO gibi, farklı uzmanlık alanlarına odaklanan komisyonları var. Bu konferans, FIG'in 2, 7 ve 9. Komisyonları (eğitim, kadastro, değerleme) ile Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu Arazi Yönetimi Çalışma Grubu (UNECE WPLA) tarafından ortaklaşa düzenleniyor.

Bildiri gönderim süresi sona erdi. Bilim komitesine ulaşan 60 bildiri değerlendirildi ve program oluşturma çalışmaları devam ediyor. Eylül ayının ikinci yarısında tam programın konferans web sayfasında yayımlanmasını bekliyoruz.Şimdiden söyleyebileceğimiz önemli bir sayı daha var: 40 farklı ülkeden katılımcı İstanbul’da olacak. FIG yönetiminin mevcut ve gelecek dönem

başkanları, FIG komisyon başkanları, akademisyenler, Avrupa Tapu Kurumları Birliği (ELRA) yöneticileri ve temsilcileri, Avrupa Harita Mühendisleri Konseyi (CLGE) yönetimi, Dünya Bankası temsilcileri, RICS, IVSC ve IAAO temsilcileri ile alanında uzman akademisyenler ve meslek profesyonelleri konferansta yer alacak.
Konferans sadece harita mühendislerini bir araya getirmeyecek. Hukukçular, ekonomistler, değerleme uzmanları ve farklı disiplinlerden akademisyenler, hem konuşmacılar hem de katılımcılar arasında olacak.

Teknik oturumların yanı sıra üç ana oturum ve üç panel oturumu da düzenlenecek.

Yani amacımız sadece “kadastroda bugün ne yapıyoruz?” sorusunu sormak değil.

Biraz daha geniş bakmak.

Taşınmaza ilişkin hakları, sorumlulukları, kısıtları nasıl güvence altına alacağız?

Elektronik sicillerin geleceği ne olacak?

Yapay zekâ arazi idaresini nasıl değiştirecek?

Taşınmaz değerlemesi nereye gidiyor?

Ürettiğimiz veriyi nasıl yöneteceğiz?

Türkiye’nin bir asırlık deneyimleri diğer ülkelerde kullanılabilir mi?

Ve bütün bunları yaparken mesleğimizi nasıl dönüştüreceğiz, nasıl geliştireceğiz?

Bir geleneğin devamı

Yerel organizasyon komitesi olarak son bir yılda onlarca toplantı yaptık. Her ay FIG ve UNECE temsilcileriyle çevrim içi değerlendirme toplantıları gerçekleştirdik. Bilim komitesi, konferans sekretaryası ve organizasyon sorumluları yoğun bir şekilde çalıştı.

Önümüzdeki birkaç ay da Konferans üzerine çalışmaya devam edeceğiz.

Aslında yaptığımız işin HKMO açısından daha eski bir hikâyenin devamı olduğunu düşünüyorum.

HKMO’nun ilk basılı yayınının, 1962 yılında yayımlanan “Türkiye Kadastrosu Hakkında Rapor” olduğunu biliyor musunuz? Meslek büyüklerimiz bu raporda Türkiye’deki kadastro çalışmalarını değerlendirmekle kalmamış, farklı ülkelerdeki uygulamaları da ayrıntılı biçimde incelemiş ve kendi önerilerini ortaya koymuşlar.

Sonrasında çok değerli hocalarımızın ve meslek büyüklerimizin, onlarca yıllık birikimi oluşturan kitapları, makaleleri, raporları ve katkıları var.
Uluslararası konferansın bir anlamda bu geleneğin devamı olmasını istiyoruz.

Bu kez konularımız daha geniş.

Sadece kadastro uygulamalarını değil; hukuku, teknolojiyi, ekonomiyi, değerlemeyi, eğitimi ve farklı ülkelerin edindiği deneyimleri birlikte konuşacağız.

Çünkü artık sorunlar da çözümler de tek bir disiplinin sınırları içerisinde kalmıyor.

100 yıl sonra

Konferansı bizim için ayrıca anlamlı kılan bir başka konu daha var.

Bu uluslararası buluşma, Türk Medeni Kanunu’nun yayınlanışının 100. yıl dönümüne denk geliyor. Cumhuriyet Bayramı’na denk gelmesi de cabası.

Bu nedenle konferans; tapu, kadastro, değerleme alanlarında yaşanan gelişmeleri değerlendirmek ve uluslararası deneyimler ile iyi uygulamalar ışığında geleceğin yönünü tartışmak için önemli bir fırsat sunuyor.

Çünkü teknoloji değişecek, insanların taşınmazlarla kurduğu ilişkiler değişecek, taşınmazlar değişecek, şehirler değişecek, iklim değişecek, kullandığımız araçlar değişecek. Ama insanların kıt bir kaynak olan taşınmazla kurduğu ilişkinin güvenli, kayıtlı ve sürdürülebilir olması ihtiyacı sürecek.

Bu yüzden benim cevabım hâlâ aynı: Kadastro hiç bitmez.

Genç meslektaşlara da küçük bir not: Bu alan bence hâlâ çok güzel. Bir değerlendirin derim.

28–30 Ekim’de İstanbul’da görüşmek üzere.

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz