İnsanlık tarihinin belirli aşamalarında bilim ve teknoloji alanında yaşanan gelişmeler, toplumların yaşamlarını her anlamda etkilemiştir. Yerleşik hayata geçişle birlikte yaşam alanlarının oluşturulması için şehirler kurulmuş ve şehirleşen toplumların temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik tüm alt yapı ve üst yapı çalışmaları sürekli gelişen bilim ve teknolojinin etkisiyle “modern” halini almıştır. Bilim, farklı alanlarda yapılan buluşlar ile faydaya dönük yöntemleri insanlığa sunarken bu yöntemlerin üretime yönelik uygulamalarını teknoloji hayata geçirmiştir. Özellikle buhar makinasının icadı ve üretimin lokomotifi haline gelmesi, bilim ve teknolojinin ekonomik getirilerinin ve toplumsal yapıyı değiştirici doğrudan etkilerinin daha açık bir şekilde fark edilmesini sağlamıştır. Bu aydınlanmanın da etkisiyle kapitalizm; teknolojiyi toplumları dönüştürme aracı olarak benimseyerek kendi gelişimini ivmelendirmiş, temelde bilimsel aydınlanmanın beslediği teknoloji ise toplumsal fayda yaratma çizgisinden giderek uzaklaşmıştır. Bilgisayar teknolojilerinin getirdiği yenilikler ile değişim ve dönüşümü derinden hisseden ve yaşayan insanlık, iletişim alanında çığır açan internet teknolojisinin günlük hayata taşınması ile bilgiye daha hızlı erişebilir duruma gelmiştir. Kısa bir süre içerisinde söz konusu teknolojiler fiziksel anlamda giderek küçülürken veri depolama ve işleme kapasitelerindeki büyük artış bilgiye ulaşım süreçlerinin hareketliliğini desteklemiştir.
Tüm bu gelişmelere paralel olarak yerleşik hayata geçişten önce de temel referanslardan olan konum bilgisi, çevremizdeki olay ve olguları anlamadan öte insanlığın “modernleşme” yolunda gereksinim duyduğu tüm hizmetlerin planlanma ve yönetiminin anahtarı haline gelmiştir. Günümüzde uydu ve her türden algılayıcı teknolojisinin de etkin kullanımı ile hızlı ve kolay bir şekilde üretilen konum verisi, nitel ve nicel öznitelikler ile daha da anlamlanarak mekânı algılamaya, anlamaya ve yönetmeye esas mekânsal bilgiler haline gelmiştir. Mekânsal verinin üretimi, depolanması, işlenerek bilgiye dönüştürülmesi ve çoğunlukla haritalar aracılığı paylaşımına dair yöntem ve teknolojileri bir araya getiren Coğrafi Bilgi Sistemleri de amaca uygun doğruluktaki konum verisini esas alarak koruma bölgelerinin tayini, hizmet kapsamının belirlenerek arz talep dengesinin sağlamaya yönelik planlamaların yapılması, en uygun yer seçimi gibi her türden mekânsal kararın alınmasında kullanılan en temel araçlardan biri olarak benimsenmiştir. Bu kapsamda devlet kurumları, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ve özel şirketlerin tümü, Coğrafi Bilgi Bilimindeki (CBS) yeniliklerden yararlanmaktadır. Özellikle uzun süredir yaşanmakta olan covid-19 pandemi döneminde CBS destekli mekânsal çözümlerin sadece karar alma süreçlerine temel bilgilerini üretmekle kalmayıp alınan kararların farklı disiplinlerden uzmanlarla ve toplumla paylaşmada elde ettiği başarı, mekânsal bilişim sektörüne ve temel ürünlerine olan ilgiyi artırmıştır. Çok disiplinli mesleki birliktelikleri gerektiren bu güncel yaklaşımlar farklı disiplinlerden uzmanların kendi alanlarının ötesindeki büyük resmi algılayarak ortak aklı oluşturma yolunda bilgi ve deneyimlerini paylaştıkları üretim süreçlerinde görev alırlar.
Ülkemizde de tüm dünyada yaşanan bu bilgi toplumuna dönüşüm sürecine paralel gelişmeler yaşanmaktadır. Mekânsal bilginin zaten bilinen önemi uzmanlar ve karar vericiler tarafından kabul edilmekle birlikte özellikle son beş yılda coğrafi bilginin üretimi, paylaşımı ve kullanılmasına dair temel yasal mevzuat oluşturulmakla birlikte, mevcut eksikliklerin giderilmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Bu kapsamda Avrupa Birliği Mekânsal Veri Altyapısına (INSPIRE) uyumlu Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi (TUCBS) oluşturulması hedeflenerek tüm mekânsal veri üretici kurum ve kuruluşların üretim süreçlerini düzenleyen standartlar 32 Tema ve 52 Alt Tema özelinde yayınlanarak mekânsal veri paylaşımında bir nevi aktarım merkezi olarak da çalışacak Türkiye Ulusal Coğrafi Veri/Bilgi Portalı, ATLAS, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Coğrafi Bilgi Sistemi Genel Müdürlüğü bünyesinde hizmete sunulmuştur. Sürece kurumsal düzeyde uyumun sağlanması için sektörel kapasite geliştirme çalışmaları farklı aşamalarda projelendirilerek hayata geçirilmiştir. Bu çalışmalar devam ederken Coğrafi Bilgi Sistemleri; ulusal, bölgesel ve yerelde hayata geçirilen her tür kamu kaynaklı projede temel teknoloji olarak yerini almıştır. Fakat sürece uyumda yaşanan zorluklar özellikle mevcut verilerin TUCBS standartlarına uyum için revize edilmesi ve kurum içi ve kurumlar arası veri paylaşımda devam eden sıkıntılar ile kendini her aşamada göstermektedir. Öte yandan CBS ve benzeri mekânsal bilişim yöntem ve teknolojilerini geliştiren, üreten ve kullanan sektörlerin pazar payları büyüdükçe, CBS’nin ortak akla bilim ve teknoloji desteği ile ulaşmak için ilgili disiplinlerden uzmanları bir araya getiren bir platform olma özelliği unutulabilmektedir. Ne yazık ki bunun sonucunda da meslek şovenizminin ön planda olduğu yapılanmalar oluşturulmakta, bu dayatmalar ile ortaya çıkan mekânsal akıl da ortaklıktan gitgide uzaklaşmaktadır.
Son yirmi yılda mekânsal bilişim alanında yaşanan gelişmelere her gün bir yenisi eklenirken ilgili uzmanların gerçek zamanlı verilerin robotik yöntemler ile çözüm süreçlerine entegrasyonu, otonom sürüş kabiliyetlerini destekleyecek teknolojilerin hayata geçirilmesi, gittikçe büyüyen verinin yönetilmesi, mekânsal problemlerin derin öğrenme destekli yöntemler ile değerlendirilmesi gibi yenilikçi yaklaşımları fiziksel ya da sanal ortamlarda uygulamaya entegre eden daha birçok gelişmeye sırtını dönmesi mümkün değildir. Zira gelişen teknolojilerin akıllı, insani ve kontrollü kullanımı, toplumsal faydayı en üst seviyelere çıkaran sonuçlar elde edilmesine olanak sağlayacaktır. Son yüz yıl boyunca kapitalizmin kontrolünde gelişen teknolojiyi kullanan “insanlık” doğal kaynakları büyük ölçüde tüketmiş, yaşadığımız çevreyi ve soluduğumuz havayı kirletmiş ve doğal alanları tahrip etmiştir. Günümüz bilim ve teknolojisi ise bir yandan 1900’lü yıllardan beri yaşam alanı olarak seçilen beton hapishaneleri mekânsal bilişim yöntem ve teknolojilerinin de önemli katkılarıyla “akıllı şehirlere” dönüştürme çabasındayken bir yandan da “yeşil ekonomileri” desteklerken diğer yandan da kapıya dayanan su ve gıda kıtlığına çare bulmak için yine CBS temelli teknolojilere sarılmaktadır. Gelinen noktada insanlık büyük oranda köprüden önceki son çıkışı kaçırmış ve yine konum temelli teknolojilerin kullanıldığı savaşlarda güdümlü bir füze ile yıkılan köprünün ucuna yığılmıştır. Yani gelinen noktada ne mesleki şovenizme ne de kapitalizm yönetimindeki teknolojinin ekonomik kazanımlarını düşünmeye vakit kalmıştır. Çok geç de olsa artık yapılacak tek şey, CBS masasında tüm disiplinlerin mesleki terminolojilerini ortak dille kaleme alınmış toplumsal fayda amaçlı ortak akıl kararlarına dönüştürmek için birlikte çaba sarf etmesidir. Böylece belki de bir uzay mekiği ile başka bir gezegende hayat arama şansı olmayacak çocuklarımıza biraz daha zaman kazandırabiliriz.
Henüz yorum yapılmamış.