Tarih & Arkeoloji

François-Noël Babeuf / Son Burjuva, İlk Proleter

François-Noël Babeuf / Son Burjuva, İlk Proleter

Tarih, sınıfların mücadelesidir. İnsanlık var olduğu günden itibaren doğa ile verdiği savaşın daha ağırını birbiri ile verir. Yaşam boyunca insanlık; savaşları, açlıkları, tecavüzleri, hastalıkları, kıtlıkları ve daha da kötüsü sınıf kavramını çıkarır. Marx’ın da dediği gibi ilkel köleci toplumdan feodalizme, oradan kapitalizme geçilir; bu geçişleri sağlayan itici güç ise maddi ekonomik yapıya bağlı olan sınıflar arasındaki savaşımdır. 
Aydınlanma; Sümerlilerden Mısırlara, oradan Eski Yunan’a, daha sonra Arap Coğrafyasına, sonra da Avrupa’ya gelir, Reform ve Rönesans’ın bitiminde Fransa’da başka bir mücadele başlar. 18. yy.da, Fransa’da halk; sarayın, seçkinlerin, kralın baskısından çıkar, büyük bir evrim ve devamında gelecek büyük bir devrim başlar. Toplum büyük hızla gelişir, kitaplar çok hızlı bir şekilde basılır ve okunur, aileler çocuklarını üniversitelere gönderip sağlam bir gelecek kurma yolunu tutarak kültürel seviyeyi yükseltir. Bağımsız yayıncıların çıkardıkları gazete, bildiri ve broşürler; kitlesel bilinçlenmeye yol açar.
O dönemin Fransa’sında ayrıcalıkları ve olanakları çok yüksek olan soylular ve toprak sahipleri kayganlaşan zeminin farkına varır, burjuvaların kendi tabakalarına gelmesini engellemeye çalışır. Ekonomik olarak güçlenen burjuva sınıfı, toplumsal olarak da hak talep eder. Çiftçiler ve kırsal nüfusun insanları da üzerlerindeki vergi yükünün kalkmasının derdindedir. Savaşların ve açlığın üzerine bir de köylü kırdan kente itilir; ancak artan nüfus kentlerde işsizlik, istihdam, açlık gibi birçok sorunu doğurur. 1789’da yavaş yavaş burjuva devrimi oluşmaya başlar; kilisenin baskısı, soyluların baskısını geçer, yeni bir sınıf olan burjuva sınıfını ortaya çıkar.
Bu iç çelişkiler ve savaşlarla devam eden Fransa’da -bu kaynayan kazanda- Fransız devrimcisi ve toprak reformu teorisyeni, 37 yaşında giyotinle idam edilen, kadastrocu ve gazeteci takma lakabı ile “François-Noël Babeuf”; 1760’ta dünyaya gelir. Taşrada doğan Babeuf, 1785 yılında tapu işlerinde çalışmaya başlar. Kırılması da burada olur ve toprak sahiplerinin geçerliliği kalmayan birçok ayrıcalıkları olduğunu fark eden Babeuf; sınıf ayrımlarını, Orta Çağdan beri soyluların gereksiz güçlerini, köylünün sömürülmesini burada görür.  Kendi deyimi ile “Soylu sınıfın zorbalık ve bin bir dalavere ile toprakları ele geçişinin sırlarını” burada fark eder. Fransa’da zanaatçıların durumunu, evlerinde çalışan köylüleri, işçileri, boğaz tokluğuna çalışan emekçi sınıfları fark eder ve bu durumu analiz eder. Dönemin filozoflarından J.J. Rousseau ve Morelly etkisi ile özel mülkiyetin haksızlıklar üzerine kurulduğu sonucuna varır. Kendisine özgü olarak vatandaş haklarını koruyan bir vergi reformu tasarısını yaratır. Yaratmış olduğu bu vergi reform tasarısını başkent Paris’te sunar; ancak tasarı kabul görmez. Daha sonrasında 1790’da tasarıyı daha da geliştirip ünlü Le Cadastre perpetuel (Sürekli Kadastro) adlı broşür ile yayınlamaya başlar. 
O dönemin vergilerine karşı baş gösteren hareketin başına geçer ve Mayıs 1790’da hapse atılır. Kısa süren hapisliğinin ardından yeniden mücadeleye başlar. 1790’larda kaynayan kazan olan Fransa; sınıf çatışmaları, daha çok geçim derdi gereksinimleri konusunda kendini gösterir. Paris Komünü İaşe Komisyonunda görev alan Babeuf, o zamanın büyük ekonomik sorunlarını yakından görme fırsatını bulur. Bir sürü gruba bölünmüş olan Fransa’da başa geçen gruba karşı Babeuf, bahsettiği ayaklanmalarda her zaman kansız bir ihtilali savunur; ancak Babeuf dönemin “Millet Meclisini” dağıtma suçundan tekrardan hapse girer. 
Babeuf hapisteyken de durmaz, fikirlerini hapishaneye ve dışarıya yayar. 1796’da o dönemde benimsenen Directoire rejimini devirip yerine “Eşitler Cumhuriyeti” adında bir düzen kurmak ister. “Eşitler Ayaklanması” adı altında bir örgüt kurar, bu örgüt dönemin rejimine şikâyet edilir ve Babeuf’e idam cezası verilir. Babeuf, “Eğer sömürü varsa başkaldırı meşrudur.” Diyerek celladını karşılar ve kendisi giyotinle, 30’a yakın arkadaşı ise kurşuna dizilerek öldürülür.
“Sonsuz Kadastro” ve “Eşitler Meclisi”nin tarihsel olarak önemi 19 ve 20. yy.da kendini gösterir, Marx ve Engels ikilisine en büyük ışığı oluşturur (Her ne kadar farklı düşünseler de). Babeuf’ün sosyalizmi bir üretim sosyalizmi değil tüketim sosyalizmi olarak birçok yerde nitelendirilir. Babeuf, Karl Marx tarafından komünizmi ilk kez teoriden pratiğe geçiren ve dolayısıyla da ilk eylemci Komünist Partisinin kurucusu olarak nitelendirilir. Bu ayaklanmanın bir başka tarihsel önemi; sosyalizmi kurma yolunda atılan ilk adım olması ve ayrıca yeni bir toplum kurmak için halkı harekete geçirmede yepyeni bir yol tutmasıdır. Kendi çeşidinde yepyeni olan bu gizli devrim örgütü, 19. yüzyılda bütün proleter hareketlerini etkiler.

 

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz