Bazen bir ismin içinde koca bir çağ saklıdır. Bugün milyonlarca insan ekranına bir soru yazıp karşısında "Claude" adlı bir yapay zekâdan yanıt alıyor. Siri, Alexa, Cortana... Makinelerle insan isimleriyle konuşmaya çoktan alıştık. Ama Claude, bu isimler arasında sessiz bir istisna. Çünkü onun adı bir pazarlama buluşu değil; arkasında gerçekten yaşamış bir insan ve bizim mesleğimize bile dokunan bir hikâye var. İsmin nereden geldiği sorusunun en çok kabul gören yanıtı şu: Claude, "enformasyon kuramının babası" sayılan matematikçi Claude Elwood Shannon'a bir saygı duruşu. Anthropic bunu gürültülü bir slogana çevirmiş değil; ama New York Times'ın haberinden şirket çalışanlarının anlatımlarına kadar birçok kaynak aynı ismi işaret ediyor. Sayıya Dönüşen Dünya Claude Shannon, 1916'da ABD'nin Michigan eyaletinde doğdu. Daha yirmili yaşlarında, 1937'de yazdığı yüksek lisans tezinde mantığın soyut kurallarıyla elektrik devrelerini birbirine bağladı; bugün her dijital çipin içinde çalışan "0-1" mantığının temelini attı. Ama onu ölümsüz kılan, 1948 tarihli "İletişimin Matematiksel Kuramı" adlı makalesi oldu. Shannon bu çalışmada çarpıcı bir şey söyledi: Bir söz, bir görüntü, bir ses... aslında her mesaj, ardı ardına dizilmiş sıfırlardan ve birlerden ibaret hâle getirilebilir. Bilgiyi ölçülebilir kıldı ve bugün "bit" dediğimiz o en küçük birimi tanımladı. Bir düşüncenin bir telden, hem de matematiksel bir kesinlikle geçebileceğini ilk o gösterdi. Üstelik yalnızca bir kuramcı da değildi. Boş vakitlerinde tek tekerlekli bisiklete biner, hokkabazlık yapardı; 1950'de "Theseus" adını verdiği mekanik bir fareyi, bir labirentte yol bulup "öğrensin" diye tasarladı — bugün "makine öğrenmesi" dediğimiz şeyin ilk kıvılcımlarından biri. Yani Shannon, yalnızca dijital çağın değil, yapay zekânın da uzak atalarından. Yetmiş Beş Yıllık Bir Çember İsmin neden bu kadar yerinde olduğu işte burada anlaşılıyor. Bugün bir yapay zekâ dil modeli ne yapıyorsa, aslında Shannon'ın fikrinin doğrudan mirasçısı: Kelimeleri sayılara, olasılıklara çeviriyor; anlamı, ölçülebilir bir şeymiş gibi işliyor. Makinelere bilgiyi taşımayı öğreten adamın adı, yaklaşık yetmiş beş yıl sonra, o bilgiyi anlıyormuş gibi görünen bir makineye veriliyor ancak Shannon 2001'de, fikirlerinin doğurduğu bu çağı tam anlamıyla göremeden hayatını kaybediyor. Aslında matematiğin olduğu her yer gibi bu hikaye de mesleğimizle doğrudan ilinitli. Çünkü Shannon sessizce bizim de atamız. Bir GPS sinyalinin uzaydaki uyduyu terk edip alıcımıza ulaşması; ortofotoların, nokta bulutlarının taşınabilir dosyalara sıkıştırılması; ağ üzerinden gönderilen düzeltme verileri... Hepsi enformasyon kuramının üzerinde durur: Bir kanaldan ne kadar veri geçebilir, bu veri nasıl sıkıştırılır, gürültü içinde bir bit bozulmadan nasıl iletilir? Uydudan bir koordinat üreten mühendis, farkında olmadan Shannon'ın kurduğu zemin üzerinde çalışıyordur.
Makinelerimize insan adı veriyoruz ki bize daha yakın dursunlar. Ama bazen bir isim, sıcaklıktan fazlasını taşır: bir borcu taşır. Dost canlısı "Claude" adının arkasında, bir düşüncenin sıfırlar ve birler hâlinde yolculuk edebileceğini dünyaya öğreten bir matematikçi duruyor. Ekrana her soru yazıp karşımızda anlamlı bir cevap belirdiğinde, aslında hâlâ Shannon'ın fikrinin içinde yaşıyoruz. Belki de asıl soru, bir yapay zekânın neden Claude olduğu değil; her gün kullandığımız araçların altındaki isimleri ne çabuk unuttuğumuzdur.
Henüz yorum yapılmamış.