Tarih & Arkeoloji

Bilimin Tarafında Olmak ya da Olmamak / Işık Doğudan Yükselmişti

Bilimin Tarafında Olmak ya da Olmamak / Işık Doğudan Yükselmişti

Yeni var olan her bilgi, geçmişine borçludur. Bilim donmuş statik bir konu değil sürekli dinamik olan, değişen bir oluşumdur ve bu değişim her seferinde bir öncekinin bilgi aktarması, tezlerinin doğrulanması veya çürütülmesi ile kar topu gibi büyüyerek günümüze gelir. Bir zamanlar bilimsel gelişmelere ev sahipliği yapan doğu medeniyeti, zamanında attığı temellerle gelişen günümüz gelişmelerine seyirci hale gelmiştir. Bu dönüşümün sebebi ise toplumun bakış açısı, çağa ayak uydurmanın gerekliliği, kutsal inançlar gibi birçok nedene dayanmaktadır. 
Antik Yunan’daki birçok bilimsel düşünce temelleri -unutulmaya yüz tutmuş bu miras- Müslümanlar tarafından tekrar keşfedilmiş ve tamamen unutulmaktan kurtulmuştur.  MS. 6 ile 13. yüzyıl arasında Avrupa karanlık çağ dönemindeyken doğuda ise bir Altın Çağ vardır. Bu çağda matematik, astronomi, tıp, eczacılık ve bunlara bağlı olarak botanik, zooloji ve jeolojide de çok ilerleme kat edilmiştir. Doğaya, dünyaya, uzaya farklı bir pencereden bakılmış; daha sonra da bu bayrak Avrupa medeniyetlerine devredilmiştir. 
Bu zamanlar içerisinde doğuda ilerleyen bilim neden batıda durmuştur? Batı, kilisenin etkisi ile bilimsel çalışmaları ve bilim insanlarını aforoz etmiştir. Bağımsız düşünceye yönelik her türlü girişime karşı kilise bir baskı unsuru olmuş ve bir korku imparatorluğu doğmuştur. Batıda sürekli olarak bir doğu korkusu vardır ve bu korku da içe kapanık bir toplum oluşturmuştur. Doğuda esen bilim rüzgarına da kapıları kapatmış durumdadırlar. Kilise, başta astroloji olmak üzere bazı bilim dallarını paganizm olarak görmüştür. 
Doğuda ise bu durumun tam tersi olarak özgür düşünce ortamı ve bu ortamın sağladığı ilerleme, Altın Çağı getirmiştir. Yöneticiler çevrelerini bilim insanları, aydınlar ve sanatçılar ile doldurmuş; din ayrımı olmadan Museviler, Hristiyanlar ve Müslümanlar beraberce yaşamışlardır. Eski Yunan’da yazılan kitapların çevirilerine başlanmış, Orta Çağ’ın ortalarında çeviriler hemen hemen bitmiş; böylece entelektüel düşüncenin dili Arapça olmuş, Yunanca yerini Arapçaya bırakmıştır. Endüstri ilerlerken beraberinde Kahire, Bağdat, Şam, Semerkant, Toledo gibi önemli şehirler doğmuş; bu önemli şehirlerde önemli kütüphaneler açılmıştır. Birçok Yunanca kitap Bağdat’a getirilmiş ve çevirisi yapılarak kütüphaneye konmuştur.
Dönemin halifelerinden Al-Mansur; hangi dinden, hangi kökenden olursa olsun bütün bilim insanlarını davet etmiş ve onlara çalışabilecekleri bir ortam sağlamıştır. Bilimsel gelişmelerin ana noktası bu davet sayılmaktadır. Ardından gelen halifelerin bu geleneği sürdürmesi ve halife Al-Mansur’un “Bilginler Evi”ni kurdurması bu döneme çok büyük bir katkıdır. Bilginler Evi’nde gökbilimciler, matematikçiler, filozoflar, edebiyatçılar ve çevirmenler yan yana çalışmışlardır. Kâğıt basma teknikleri ile eserlerin yayılması hızlanmış, daha çok kişiye eserler ulaşmış ve entelektüel seviye daha da yukarı çıkmıştır.
Arap coğrafyasının İspanya’dan Türkistan’a kadar uzanan büyük bir bölgeye sahip olması ve ticaret yolları üzerinde bulunması ticari ve iktisadi bir zenginlik beraberinde kültürel zenginliği de getirmiştir. 
Bu dönemde Roma rakamları ile dört işlem yapmanın çok zor olduğu açıktır ve en basit işlemler için uzmanlara ihtiyaç vardır. Bu zorluk, ticarette ve ekonomide de batı için büyük bir sorun teşkil etmiştir. Doğunun Hintlilerden aldığı sıfır ve ondalık sistemin keşfi ile cebirin temelleri ortaya çıkmış, Avrupalı ticaretçiler sayesinde cebir batıya ulaşmıştır. Bu arada kilise yine boş durmamış, Arap sayılarını şeytanın bir aleti olarak iddia etmiştir.
Araplar buldukları cebir ile trigonometrinin temellerini atmış, üç bilinmeyenli denklemler ortaya çıkmış, çözülmüş, cebirsel geometri ortaya çıkmıştır. Gökyüzü incelenmiş, usturlap bulunmuştur (Usturlap batıda 17. yy. doğuda ise 20. yy.’a kadar kullanılmıştır). Batlamyus’un dünya sabitliği teoremi reddedilmiştir. Kimyada alkol arıtılmış; sülfürik asit, kezzap, arsenik asit üretilmiştir. Pompa, hidrolik, robot gibi birçok fikir geliştirilmiş; optik alanında büyük gelişmeler yakalanmıştır. 
Haçlı seferlerinin başlaması ile batının doğu ile iletişimi artmış ve doğunun elindeki bilimi görmüştür. Haçlılar geri döndüklerinde doğu teknolojisini beraberlerinde götürmüş ve pek çok Arap eserini çevirmeye başlamıştır. Aynı zamanda çok az olarak ekilen Avrupa topraklarında Araplardan gördükleri tarım aletlerini kullanmaya başlamışlardır. Önceden bulunan; ama kullanılmayan ağır saban ve sabanın önüne atın, öküzün koşulması sıkıntı içerisinde bulunan Avrupa’ya zor arazi koşulları içinde ekim yapılabileceğini öğretmiştir. Doğal olarak da Avrupa’nın sınırları genişlemiş, ortaya çıkan ürün fazlası batıyı güçlendirmiş, feodalizmin temelleri atılmıştır. 
Haçlı seferleri ve Moğol akınları bilimsel gelişmeleri yavaşlatmış, yıpratmış; Araplar ve Yahudiler, İspanya’dan atılmış, bilim giderek sönmeye başlamıştır. Bilgiye aç olan batı, bayrak yarışını devralmış Rönesans ve reformu oluşturmuştur. Arap Altın Çağı’nın bu mirası, Rönesans’a temel oluşturmuştur. Batıda başlayan reform hareketlerinin temeli ve esin kaynağı İbn Rüşt olarak kabul edilmiş, İbni Sina yıllarca okullarda okutulmuştur. Batının ilerleme için kullanmış olduğu bütün matematik ve fizik yapısının temeli bu dönem, bu coğrafyaya dayanmaktadır. Keplere, Galile’ye, Bruno’ya altlık teşkil eden İbn Heysem’in Batlamyus eleştirileridir. El Cahiz’in derlemecilik özelliği ile sınıflandırdığı “Hayvanlar Kitabı”, Darwin’e ışık tutmuştur. Ömer Hayyam, Biruni, İbn Rüşt, El-Cahiz, Farabi, El Hazini ve adlarını sayamadığımız bu bilim insanları sayesinde bilim şu an bulunduğumuz noktaya evrilmiştir. Doğu geçmişini yok sayarak kendine yeni karanlık çağlar yaratırken, batı geçmişini geride bırakıp ilerlemeye devam etmiştir. 
Zaman çok hızlı ve acımasızca değişmekte ve çevresini değiştirmektedir, bir zaman ileri olan şimdi geridedir; ama her zaman bilimin tarafında olanlar en ileride bulunmaktadır. Bol bilimli günler dileği ile…

 

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz