Kültür & Sanat

Aylar

Aylar

Takvimler neden değişkendir, neden değişkenlik gösterir? Irklar neden farklı takvimler kullanır? Maya takviminden binlerce kilometre uzakta olan Güneş veya Ay takvimleri neden birbirlerinden farklıdır veya hangisi doğrudur? Bu soruların yanıtları çok geniş ve uzun olup başka bir yazının konusu olabilir.

Burada başlarken değinilmesi gereken önemli bir husus, bizim coğrafyamızda kullanılan takvimlerdeki ay isimlerinin nereden ve neden geldiği konusudur. Eski Yunan’dan, Mısır’a, Galya’dan (bugünkü Fransa) Perslere, Mezopotamya’dan Germanya’ya kadar yılın ilk başlangıç ayı olarak şu an kullandığımız mart ayı biliniyordu; kimse bizim şu an bildiğimiz ocak ayını yılın başlangıcı olarak görmüyor ve kullanmıyordu.

Mart ayı insanlar için toprağın işlenmeye hazır olduğu ayı simgelerken kışın bittiğinin bir göstergesiydi. Havalar ısınmaya başlamış, doğa ve insanlık yeni bir yıla hazırlanıyordu.
Neden bu kadar mantıklı bir zamanı değiştirip soğuk bir ay ile başlatıldığını düşündüğümüzde ise gözlerimizi MÖ 153 yılına çevirip Roma’ya gitmemiz gerekecek. Roma’da konsüllerin görev başlangıç tarihlerinin mart ayından ocak ayına alınması ile takvimin de evrimi burada başlıyor. Roma’da konsül; her yıl iki kişi olmak üzere seçimle gelen ve devleti yöneten kişilerdir. Yani konsüllerin, devletin esas kademelerinin ocak ayı ile göreve gelmesi hasebiyle bütün devlet işleri bu ayda başlamak zorunda kalmıştır. Ardından da Julius Caesar MÖ 46 yılında takvimi düzenleyerek yılın başlangıcını 1 Ocak olarak belirlemiştir.

Bu yazı, ayların etimolojilerini ve nasıl isim aldığını incelemeye çalıştığımız bir yazı olarak düşünüldü.

Ocak:

Ocak kelimesi Türkçede ateş yakılan, evin ocağı, aile ocağı gibi anlamlara gelmektedir.

Od: Eski Türkçede ateş anlamına gelmektedir ve od + -cak ateşlik anlamına gelmektedir. Ayrıca çok soğuk bir ay ve yılın başlangıcı olmasından dolayı da “yeni bir ocak, ev yakılması yapılması” anlamındadır. Ev, aile, yaşam gibi anlamları da içermektedir.

Ocak ayı, 15 Ocak 1945 yılındaki Resmî Gazete’ye kadar toplum olarak kânun-ı sânî olarak ifade ediliyordu.

Kanun (Arapça): Kış ayı/kanun ayı demektir; ayrıca bazı Arap lehçelerinde de kanun, soba, ateşlik olarak kullanılmıştır.

Sani (Arapça): İkinci demektir.

Kânun-ı Sânî: İkinci kanun/ikinci kış ayı olarak anlam bulmuştur.

Neden peki ikinci kış ayı olarak adlandırılmış sorusunun yanıtı da aralık ayından gelmektedir.

Ocak ayının İngilizcesi olan January’nin kökeni ise Roma tanrısı olan Janus’tan gelmektedir. Janus; başlangıçların tanrısı olarak bilinmekle birlikte çift yüzlü bir tanrıdır. Bir yüzünün geçmişe, diğer yüzünün de geleceğe baktığına inanılır. Julius Caesar ile birlikte yılın başı olan bu ay, Romalılar tarafından Janus’a adanmıştır, ismi buradan gelmektedir.

Şubat:

 Şubat ayı köken itibarıyla Akadçadan gelmektedir. Süryanice ve Aramicede Sebhat kelimesi, ay anlamına gelmektedir. Daha sonra da Arapçadan Türkçeye geçmiştir.

Şubat ayı Süryanilerde kışın en sert zamanı, fırtınanın çok olduğu manada kullanılmıştır. Yahudi takvimindeki shevat 12. aya denk gelmektedir ve Miladi takvime göre de bu ay, şubat ayına denk gelmektedir. Etimolojik olarak shevat ve şubat aynı kökenlerden gelmektedir.

Bir inanç olarak da Yahudilikteki Şabat inancı ile şubat ayının geldiği yerin aynı olduğu düşünülür. İnanca göre kış artık bitmiş, duraksamış; artık durulma, inanma ve dinlenme zamanıdır.

Tıpkı Şabat (Cumartesi) günü gibi dinlenme ve ibadet zamanı olduğu gibi.

İngilizcede ise February, Latince “Februare”den gelmekte ve arınma manasını taşımaktadır.

Şubat ayının neden 28 veya 4 yılda bir 29 çektiği sorusunun cevabı ise temmuz ve ağustos aylarında anlatılacaktır.

Mart:

Tarımın koruyucusu ve savaş tanrısı olarak bilinen Mars, Roma mitolojisinin en gözde tanrılarındandır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi ilk başlarda mart ayı yılın başlangıcı; hazırlıkların bitirilip savaşların başlaması, doğanın uyanması, tarıma geçiş olarak düşünülüyordu.

Roma’da kış zamanı askeri bir yerden bir yere götürmek, ısıtmak, savaşmak çok zor olduğu için gökte Mars görüldüğü zaman ordular harekete geçmeye başlıyordu. Merih’in ya da Mars’ın gözükmesi ile mart ayının başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Arapçada bu aya merih denmektedir ve Merih de Mars demektir.

Osmanlı Rumi takviminde de mart olarak kullanılmaktaydı.

Latincede Martius olarak başlayan bu kelime birçok dilde mart olarak kullanılmaktadır.

Şu an güncel olarak yılbaşını mart ayında kutlayan iki ülke vardır: İran ve Afganistan. Kültürel olarak Nevruz mantığı ile kutlayanlar ise Kürt bölgeleri, Tacikistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan gibi Mezopotamya’dan doğuya olan ülkelerdir.

Nisan:

Nisan ayının ismi mart ayının yılın ilk ayı olarak kabul edilmesinden gelmektedir. Nisan, Arapçadan dilimize geçmiş ve yılın ikinci ayı (ilki mart) olarak dile yerleşmiştir.

Akkadça, Sümerce, İbranice, Aramice, Arapça ve Osmanlıcada hep aynı köken üzerinden gelerek Nisanu ile başlayıp şu an dilimize nisan olarak geçmiştir. Nisanu, Akadçada baharın gelişi, toprak işleme ayı olarak bilinmektedir. Özellikle de Mezopotamya’da yıllar boyu bu kelimenin değişmeden günümüze gelmesi; havaların ısınıp ekin zamanının olması, Fırat ve Dicle’nin taşmaları ile bereketi simgelemesidir.

İngilizcede April olarak kullanılması, Latincede Aprilis (açılan şey) kökeninden gelmektedir. Çiçeklerin, doğanın açması mantığı ile kullanılmıştır.

Mayıs:

Mayıs ayı hem Türkçede hem de birçok dilde aynı kökenden gelmektedir. Yine Latincede bulunan Maius kökeninden gelmekte ve Maius, Roma’da bereket, büyüme ve çoğalma tanrısı olarak geçmektedir. Havaların yüksek sıcaklıklar ile doğanın bereketlenmesi ve bir renk cümbüşüne dönmesi ile bu ay dilimize mayıs olarak geçmiştir.

Haziran:

Süryanicede sıcak demektir (?ziran). Süryaniceden Osmanlıcaya, Osmanlıcadan da Türkçeye haziran olarak geçmiştir.

İngilizcede June olan bu ay, köken olarak Latincedir ve Roma tanrılarından Juno isminden esinlenerek dile evrilmiştir. Juno tanrısı; evlilik, doğurganlık ve kadının tanrısıdır. Haziran evlilik ve bereket ayı olarak tasvirlenmiştir, günümüzde hâlâ “haziran düğünleri” geleneği buradan gelmektedir.

Temmuz:

Temmuz ayının kökeni çok eski bir tanrı inancı ile dilimize evrilmiştir. Sümerlerdeki Dummuzi tanrısı ve Akadlarda Tammuz tanrısından kökenini almaktadır. İnanca göre hava ısındığında Dummuzi yerin altından çıkıyor ve bütün hayvanları ve bitkileri döllüyordu. Akadlar bu coğrafyaya yerleştiğinde Dummuzi, Tammuz ismini almıştır. Ek bilgi olarak; Türkçedeki damızlık sözcüğü de yine bu kökenden gelmektedir.

Temmuz, Latincede ise Julius ayı olarak geçmektedir. Julius Caesar’ın doğduğu ay olduğundan Latincede Julius ayı adı verilmiştir (Roma kabulüne göre), oradan da İngilizceye July olarak geçmiştir.

Ağustos:

 Latincede Augustus; yüce, saygıdeğer demektir. Roma Cumhuriyeti’ni bitiren ve ardından Roma’yı bir imparatorluk hâline getiren Augustus kendi ismini bu aya vermiştir. Augustus’un Mısır fethinin bu aya gelmesi de bir etmendir. Julius Caesar ve 1. Roma İmparatoru Augustus, aylarının birer gün fazla olmasını istemişlerdir (Caesar bunu yapan ilk kişidir; belki de Caesar’ı kıskanan Augustus, kendi isminin verildiği ayın bir gününü artırmıştır).

Tabii birer gün alınması gerektiğinde bir aydan günler alınması gerekmiştir; bu da garibim şubat ayına kalmıştır. Şubat olmasının sebebi ise yukarıda bahsettiğimiz gibi şubatın eskiden son ay olmasından kaynaklıdır (kimi tarihçiler de bunun efsane olduğunu belirtir).

Eylül:

Akadlarda yılın 6. ayı Elul (Ululu)’dür (Babil takvimine göre). Hasat mevsimine denk gelir ve ürünlerin, ekinlerin toplandığı aydır. Ayrıca şenliklerin yapıldığı bir hasat ayı olarak da düşünülür. Akadçada Ululu (Elul), Süryanicede İlul/Elul, Arapçada Aylul ve buradan da Türkçeye eylül olarak geçmiştir.

Eski Roma takvimine göre ise eylül ayı, 7. aya gelmektedir. Latincede septem “yedi” demektir. September, yedinci ay demektir.

Ekim:

Osmanlıcada ekim ayına teşrin-i evvel denirdi. Babil takvimine göre yılın başlangıç ayı Taşritu’ydu; surru kelimesinden gelmektedir. “Surru” başlamak demektir. Daha sonra Aramiceye, oradan Arapçaya, en sonunda da Osmanlıcaya böyle geçmiştir.

1945’teki yasa değişikliği ile teşrin-i evvel, ekim ayı olarak isim almıştır. Ekmek fiilinden gelen ekim ayı, toprağa tohum ekmek manasına gelmektedir.

October kelimesi Roma takviminden gelmektedir; bu takvimde 8. aydır ve Latincede “octo” sekiz demektir.

Kasım:

 Kasım ayı Osmanlı’da iki türlü kullanılıyordu. Teşrin-i Sani resmî Osmanlıcada kullanılırken, halk arasında kasım olarak kullanılırdı. Kasım ismi Arapçada qasim’den gelmekte ve bölmek, üleştirmek anlamındadır. Qasim; bölen, pay eden manasına gelir. Anadolu’da ve Orta Doğu’da halk yılı ikiye böler, yaz dönemi ve kış dönemi olarak ayırırdı. Kasım ayının ise soğukların gelmesi ile yılı ikiye böldüğü düşünülmüş ve bu aya kasım denmiştir. Yine 1945 yılında teşrin-i sani yerini kasım kelimesine bırakmıştır.

Anadolu’da halk arasında takvim ikiye ayrılıyor demiştik. İlk kısma Hızır Günleri yani yaz dönemi denir. 6 Mayıs’ta başlar (Hıdırellez), 8 Kasım’da ise biter. Hızır adı da tahmin edilebileceği üzere halk inancındaki Hızır’dan gelir ve bereketi ile halka tecessüm eder. Kasım günleri yukarıda belirttiğimiz gibidir.

November kelimesi ise yine Roma takviminden gelmektedir; bu takvimde 9. aydır ve Latincede “novem” dokuz demektir.

Aralık:

 Aralık kelimesi Türkçe bir kelime olup iki şey arasındaki mesafe olarak düşünülerek yılın iki dönemi arasındaki geçiş ayı olarak dilimize yerleşmiştir.

Osmanlıcada kanun-i evvel olarak geçmekte ve ocak ayında belirttiğimiz gibi birinci kış ayı demektir. Kış mevsiminin aralık ayında başlamasından dolayı (özellikle de 21-22 Aralık kış gündönümü) Osmanlıcada isimlendirme mevsimsel bir sıraya göre yapılmıştır. Yine 1945’te değiştirilerek Türkçe aralık ismi toplumda yerini bulmuştur.

Değişmeyen bir kanun gibi December kelimesi Roma takviminden gelmektedir; bu takvimde 10. aydır ve Latincede “decem” on demektir.

Bu yazımızda ay isimlerinin etimolojilerine elimizin, dilimizin yettiği kadar değinmeye çalıştık. Sonraki yazılarımızda takvimler, ortaklıkları ve farklılıkları, hangi ulusların ve milletlerin neden farklı takvimler kullandıklarını anlatmaya çalışacağız. Keyifli okumalar.

 

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz