Kamusal Alan

10 Aralık İnsan Hakları Günü

10 Aralık İnsan Hakları Günü

Tarihte bugün, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni kabul etti ve uluslararası düzeyde insan haklarının korunması ile her ırk, din ve cinsiyetten insanın yalnızca “insan” olarak eşit haklara sahip olduğu resmî olarak beyan edildi. 10 Aralık 1948’den bu yana bugün, dünya genelinde “İnsan Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır.

 BM Genel Kurulu tarafından 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin hazırlanması ve kabul edilmesinin temel nedeni, II. Dünya Savaşı’nın yol açtığı ağır insani ve ahlaki yıkımdı. Bir daha böylesine bir yıkımın yaşanmaması ve insanlık onurunun her koşulda güvence altına alınması için Bildirge hazırlandı. Ancak 1948’de İnsan Hakları Bildirgesi’nin kabul edilmesinden günümüze kadar geçen sürede, dünyanın bu sınavı verdiğini söylemek mümkün değildir.

İnsan Hakları Bildirgesi der ki: “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdanla donatılmışlardır; birbirlerine kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.” Ancak 1948’den günümüze kadar burada sayamayacağımız çoğunlukta çok savaş suçu, dünyanın gözleri önünde işlenmeye devam etmektedir.

İnsan Hakları Bildirgesi aynı zamanda şöyle der: “Herkesin, kendisinin ve ailesinin sağlığı ve iyi yaşaması için yeterli yaşama standartlarına hakkı vardır; bu hak, beslenme, giyim, konut, tıbbi bakım ile gerekli toplumsal hizmetleri ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ya da kendi denetiminin dışındaki koşullardan kaynaklanan başka geçimini sağlayamama durumlarında güvenlik hakkını da kapsar.”

Ancak 2025 Küresel Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi’ne göre, 6,3 milyar insanın yaşadığı dünyada 1,1 milyar kişi derin çok boyutlu yoksulluk içindedir ve bu kişilerin yarısından fazlası çocuktur. En yaygın yoksunluk alanları arasında temiz pişirme yakıtı, barınma, sanitasyon, beslenme ve elektriğe erişim eksikliği yer almaktadır1.

Türkiye’de ise 2023’te göreli yoksulluk oranı %13,5-21,3 aralığında seyretmekte; nüfusun %14,4’ü ağır maddi yoksunluk içinde, %32,6’sı evini ısıtamamakta, yaklaşık 7 milyon çocuk yoksulluk koşullarında yaşamaktadır2. Buna ek olarak Derin Yoksulluk Ağı’nın 2025 yılında yapmış olduğu saha araştırmasına göre, derin yoksulluk içinde yaşayan çocukların önemli bir kısmı uzaktan eğitime katılabilecek cihaza, internete, yeterli gıdaya ya da temel giysiye erişememektedir; aynı çalışmada her 10 çocuktan birinin yeni kıyafete ulaşamadığı, dört çocuktan üçünün ise ayakkabısının olmadığı görülmektedir 3.

Bildirge, eğitim hakkını da insan hakları kapsamına almaktadır ve “Herkes, eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel öğrenim aşamalarında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleki eğitim herkese açıktır. Yüksek öğrenim, yeteneğe göre herkese eşit olarak sağlanır.” demektedir.

Oysa dünyada “dijital çağ” olarak adlandırılan günümüzde, UNESCO’nun Global Education Monitoring (GEM) Raporu’na göre 2023 itibarıyla dünya genelinde 272 milyon çocuk ve genç okul dışında kalmaktadır; bunların 78 milyonu ilkokul, 64 milyonu ortaokul, 130 milyonu ise lise çağındadır4.

Türkiye’de Eğitim Reformu Girişimi’nin 2025 yılında yayımladığı Eğitim İzleme Raporu’na göre, 2024–25 eğitim-öğretim yılında Türkiye’de eğitim dışındaki çocuk sayısı yaklaşık 804.250’dir; bunların 611.612’si Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, 192.638’i ise yabancı uyrukludur. Zorunlu eğitim çağında olmalarına rağmen örgün eğitim yerine yaygın eğitim kurumlarına kayıtlı 666.444 çocuk da hesaba katıldığında, örgün eğitim kurumlarına kayıtlı olmayan çocuk sayısı 1.470.694’e yükselmektedir. Özellikle 14–17 yaş grubunda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı eğitim dışındaki çocuk oranının son iki yıldır %8’in üzerinde seyretmesi ve bazı illerde bu yaş grubundaki her üç çocuktan birinin ortaöğretim veya yükseköğretimde olmaması, 14–17 yaş grubuna yönelik müdahalelerin ve bölgesel eşitsizliklerle mücadelenin acilen önceliklendirilmesi gerektiğini göstermektedir5.

İnsan Hakları Bildirgesi’nde işçi haklarına da yer verilmiş ve insanca çalışmanın önemi vurgulanmıştır. Bildirgeye göre: “Herkesin, dinlenme ve boş zamana hakkı vardır; bu, iş saatlerinin makul ölçüde sınırlandırılması ve belirli aralıklarla ücretli tatil yapma hakkını da kapsar.”

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verileri, dinlenme ve boş zaman hakkının da büyük ölçüde kâğıt üzerinde kaldığını göstermektedir. Dünyada yaklaşık 2 milyar insanın kayıt dışı çalıştığı, bu çalışanların büyük kısmının yasal çalışma süresi, haftalık dinlenme, ücretli izin ve fazla mesai ücreti gibi en temel korumalardan yoksun olduğu tahmin edilmektedir. Birçok düşük ve orta gelirli ülkede fiilî haftalık çalışma süresi 48 saatin üzerine çıkarken, çalışma saatlerinin makul ölçüde sınırlandırılması ve düzenli ücretli tatil hakkı küresel ölçekte istisna hâline gelmektedir6.

Türkiye’de ise OECD verileri incelendiğinde, ülkemizin çalışma saatleri açısından OECD ülkeleri arasında en üst sıralarda yer aldığı görülmektedir. Türkiye’de tam zamanlı çalışanların haftalık ortalama çalışma süresi 44-45 saat civarındayken, 50 saat ve üzerinde çalışanların oranı OECD ortalamasının belirgin biçimde üzerindedir. Sendikaların ve meslek örgütlerinin saha raporları, milyonlarca çalışanın fazla mesai ücretini alamadığını, yıllık ücretli izinlerini kullanamadığını ya da hafta tatilinin fiilen ortadan kalktığını ortaya koymaktadır. Bu tablo, Bildirge’nin “dinlenme, boş zaman, makul çalışma saatleri ve düzenli ücretli tatil” hakkına ilişkin maddesinin de sistematik biçimde ihlal edildiğini göstermektedir7.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde 30 madde bulunmaktadır. Bu maddeler, insanların insanca ve birlikte huzur içinde yaşayabilmesini sağlamak için 77 yıl önce ortaya konuldu. Ancak o tarihten günümüze kadar insan hakları ihlalleri devam etmektedir. Bu ihlaller, dünyanın gözleri önünde ve tüm kanıtlarıyla ortadayken dahi durdurulmamaktadır.

Bununla birlikte, dünyada son dönemde demokrasi ve insan hakları için yükselen halk hareketleri, insanlığın hâlâ teslim olmadığını gösteriyor. 10 Aralık bu nedenle yalnızca “kutlanan” bir gün değil, verilen sözleri hatırlatan bir gündür. Bugün, hak ihlallerinin normalleşmesine razı olmadığımızı, dünyanın neresinde olursa olsun işkenceye, yoksulluğa, ayrımcılığa ve savaşa maruz bırakılan herkesin yanında olduğumuzu yeniden ilan etmenin günüdür.

Hem dünyada hem de ülkemizde süren demokrasi ve insan hakları mücadelesine omuz veren herkesin 10 Aralık İnsan Hakları Günü kutlu olsun.


 

[1] https://www.undp.org/tr/turkiye/publications/2025-kuresel-cok-boyutlu-yoksulluk-endeksi-cbye#:~:text=Rapor%2C%20109%20%C3%BClke%20i%C3%A7in%20%C3%87BYE,fazlas%C4%B1n%C4%B1n%20%C3%A7ocuk%20oldu%C4%9Funu%20ortaya%20koyuyor.

[2] https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?dil=2&p=Poverty-and-Living-Conditions-Statistics-2023-53841&utm

[3] https://derinyoksullukagi.org/storage/posts/August2024/dlVg4LWS6kPN6LTsUhL5.pdf?utm

[4] https://www.unesco.org/gem-report/en/view/outofschool

[5] https://egitimreformugirisimi.org/yayinlar/egitim-izleme-raporu-2025/

[6] https://ilostat.ilo.org/assessing-the-current-state-of-the-global-labour-market-implications-for-achieving-the-global-goals/

[7] OECD verilerini kullanan Tekgüç (2025), IZA World of Labor; DİSK-AR, Türkiye İşçi Sınıfı Gerçeği saha araştırması (2018); ayrıca ILO verilerine dayalı Türkiye Today haberi (2024). 

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz